Kategori arşivi: Türkçemiz ve Biz

Anımsatmalar !

Reklamlar

Konuşmada ve Yazımda Sık Yapılan Yanlışlar

Sık Yapılan Yanlışlar

“kendi” mi “kendisi” mi

“Kendini bıraktı, kendisini kaptırdı, kendisi istedi” vb. cümlelerde nerede ‘kendi’, nerede kendisi’ sözcüğünü kullanacağını karıştıranlar olabilir.

Dönüşlü kişi adılı (şahıs zamiri) “kendi” sözcüğünün birinci ve ikinci tekil (ve çoğul) çekimlerinde yaşamadığımız tereddüt, üçüncü tekil kişi çekiminde karşımıza çıkar. Doğrusu “kendi” midir, “kendisi” mi? Birinci kişi çekimi “kendi-m”, ikinci kişi çekimi “kendi-n” olurken sözcüğün aldığı iyelik ekini, üçüncü kişi çekimine girerken de alması; yani çekimin “kendi-si” olması gerekir. Ancak “kendi” sözcüğünün sonundaki, aslında ek olmayan, “i”nin iyelik eki sanılması, “kendisi” yerine “kendi” kullanımını yaygınlaştırmıştır.

“Kendi” sözcüğü, kişi anlamı taşımadığı durumlarda (sözgelimi “kendi başına, kendi derdine düşmek, kendi gelen” gibi deyimlerde) eksiz kullanılır; üçüncü kişi anlamı taşıdığında iyelik eki alır. Yani, “kendisi istedi” mi, “kendi istedi” mi demenin doğru olacağı yolunda tereddüt yaşandığında birinci ve ikinci kişi çekimleri düşünülebilir. Birinci kişi için “Kendi-m istedim”, ikinci kişi için söz konusu ise “Kendi-n istedin” deniyorsa üçüncü kişi için de “Kendi-si istedi” denmesi gerektiği sonucuna varılabilir.

Kaynak: Feyza Hepçilingirler, Türkçe Günlükleri; Cumhuriyet, Kitap

güzel erkek

“Güzel” sözcüğü nitelendirme sıfatı olarak kadın, kız ve çocuklar için kullanılır. Erkek için “yakışıklı” sözcüğü daha doğrudur. Bu yanlış kullanım “kadınsı bir güzelliği olan erkek” anlamını doğurur.

korkunç güzel

“Çok güzel, olağanüstü güzel, fevkalâde güzel, nefes kesecek kadar güzel, harikulâde güzel” gibi söyleyişler varken “korkunç güzel” demek doğru değildir.

hayret bir şey

“Hayret” sözcüğü Türkçede ya ünlem olarak ya da “hayret etmek” şeklinde bir birleşik sözcük olarak kullanılır. Bu nedenle “hayret edilecek bir şey” demek daha doğrudur.

Saat 05.00 gibi gelirim.

“Gibi” sözcüğü bir benzetme edatıdır. Benzetme edatları, bir şeyin bir başka şeye benzetilmesi sırasında anlatımı tamamlayıcı bir görevle kullanılırlar. “Saat beşte, beşe doğru, beş civarında, beş sularında” gibi seçenekler varken “beş gibi” kullanılışı uygun değildir.

yakinen tanımak

yakin = (Arapça) sağlam bilgi, iyi, kat’i olarak bilme

Dolayısıyla “yakinen tanımak” yerine “yakından tanımak” demek gerekir.

istihbarat almak

“İstihbarat”, “haber ve bilgi alma, duyma” anlamlarına gelen “istihbar” sözcüğünün çoğuludur. Dolayısıyla “istihbarat” zaten haber alma anlamını taşıdığı için “istihbarat almak” yanlış bir kullanımdır.

görmemezlikten gelmek

Konuşma veya yazı dilinde sık sık karşılaşılan hatalardan biri de iki olumsuzluk ekinin üst üste getirildiği –mAmAzlIktAn gelmek yapısıdır.

Ekte iki olumsuzluk eki bulunmaktadır. “Görmemezlikten gelmek” örneğinde, gör- eyleminin me- eki ile olumsuz çatısı kurulmuş; ardından bu olumsuz çatının üstüne olumsuz sıfat fiil eki –mez ve isimden isim yapma eki –lik getirilmiştir. Dil bilimde ek yığılması olarak tanımlanan bu ifadenin yerine, -mazlıktan / -mezlikten gelmek yapısının kullanılması uygun olacaktır.

tayin olmak

“Atama” anlamındaki “tayin”, ancak “etmek, edilmek, olunmak” yardımcı fiilleriyle veya “tayin-i çıkmak” yapısıyla kullanılabilir.

Aynı şekilde, iptal olmak, kaydolmak, keşfolmak, tahrip olmak vb. birleşik eylemlerin uygun kullanılışı iptal olunmak, kaydolunmak, tahrip edilmek vb. dir.

yazılı metin

Metin, zaten yazılı olduğundan ilk sözcük gereksizdir.

bedbaht

Nutuk’ta geçen sözcük “fenalık, kötülük isteyen” anlamlarına gelen “bedhah”tır. Ancak zaman zaman Nutuk okunurken “bahtsız, kötü bahtlı” anlamlarına gelen “bedbaht” sözcüğü kullanılmaktadır.

delâlet

Nutuk’ta geçen sözcük “doğru yoldan sapma” anlamına gelen “dalâlet”tir. Ancak zaman zaman Nutuk okunurken “yol gösterme, kılavuzluk” anlamlarına gelen “delâlet” sözcüğü kullanılmaktadır.

fen ve sosyal bilimler

Yapıca farklı iki tamlamayı bu şekilde birleştirmek, bir anlatım bozukluğudur.

değişik versiyon

Fransızcadan dilimize giren versiyon ‘değişik biçim’ anlamındadır. Doğal olarak ‘değişik’ sözcüğüne gerek yoktur. Ayrıca ‘versiyon’ için ‘sürüm’ sözcüğü önerilmiştir. Türkçesi Varken Yabanı, Yabancısı Niye?

deniz sahili

‘Kıyı, yaka, yalı’ anlamındaki ‘sahil ’sözcüğü, denize değil; kara parçasına, örneğin adaya ait olmalıdır: ada sahili gibi.

fikrini kanıtlamak

Fikir (düşünce), ‘edinilir, danışılır, verilir, yorulur, çelinir, kabul edilir’; ancak kanıtlanmaz.

“Hayat kısa, sanat uzundur.”

Eski bir Yunan düşünürüne ait vecizenin çevirisinin doğru Türkçe olduğunu söylemek oldukça zor. Kısacası, sanatın uzunu, kısası olmaz. Bir dildeki anlamca uyumlu öğeleri bir başka dile anlam ve anlam ve üslûp kaybı olmadan aktarmak gerektiğinde, buna benzer sorunlar ortaya çıkabilir.

râkip

Bu sözcükteki /a/ ünlüsünün özellikle sporseverlerce yanlış telâffuz edildiği görülüyor. “râkip” şekliyle eski dilde ‘binen, binici’ anlamına gelir. “Herhangi bir işte, bir yarışta, birini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye çalışan kimse” anlamına gelen sözcük, kısa /a/ ile söylenmelidir.

süre / süreç

Sesçe benzeşen bu sözcükler doğru anlamlarıyla kullanılmadığı takdirde anlatımdaki ince ayrımlar da ortadan kalkacaktır. Türkçe Sözlük’te “süre”, ‘zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet’ anlamındadır. “Süreç” ise ‘aralarında birlik olan veya belli bir düzen içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay veya hareketler dizisi’ olarak tanımlanmaktadır.

direk

Türkçe “dire-” ‘bir şeyi dikine koymak, dikmek’ eyleminden türetilen “direk” ile, İngilizce “direct”ten dilimize geçen “direkt = doğruca, duraksız, doğrudan” sözcüğünün zaman zaman karıştırıldığı görülmektedir.

nüans farkı

Özellikle, yabancı dillerden yapılan alıntılar, anlamları tam olarak bilinemediği takdirde yanlış kullanılmaktadır. Fransızca “nuance” sözcüğü mecazen “fark, ayırtı” anlamındadır. Doğal olarak “nüans farkı” ifadesi hatalıdır.

güzergâh üzerinde

“Geçilen, geçilecek yer, yol” anlamındaki Farsça kökenli “güzergâh”tan sonra “üzerinde” sözünü getirmek yanlıştır. Çünkü sözcüğün köküne (güzer = geçme, geçiş) gelen “-gâh” yer veya zaman bildiren bir ektir.

kontrolsuz

Ünlü uyumlarına uymayan yabancı sözcüklerde son hecenin art/ön oluşuna göre art veya ön ünlü ek gelir (televizyon-lar, bone-ler). Ancak bazı yabancı kökenli sözcükler, ait oldukları dilin kimi ses özelliklerinden dolayı bu kuralın dışında kalır. Bandrol, kontrol, mol, bol (içki), parabol, sol (nota) vb. örneklerdeki palatal /l/ sesi ön sıradan (ince) söylenir. Dolayısıyla bu sözcüklere ön ünlülü ekler getirilir (bandrol-ü, kontrol-süz, mol-den, bol-ü, parabol-den, sol-e vb.)

mütehassıs – mütehassis

“Husus” kökünden gelen “mütehassıs”, ‘ihtisası olan, bir işin bir şubesini çok iyi bilen, uzman’; “hiss” kökünden gelen “mütehassis” ise ‘hislenen, duygulanan’ anlamındadır. Bu farka dikkat edilmesi gerekir.

geçerlik, güvenirlik mi; geçerlilik, güvenirlilik mi?

Türkçe Sözlük (TDK, 1998)’te

geçerlik = 1. Yürürlükte olma, değerini sürdürme, revaç: Bu para geçerlikten kaldırıldı. 2. Sürümü olma durumu: Bu malın geçerliği kalmadı.

geçerlilik = 1. Geçerli olma durumu, geçerlik 2. Fel. Bir kavramın, bir yargının mantık veya anlamı ve değeri bakımından onaylanabilir olması

güvenirlik = Güvenilme durumu, güvenilir olma durumu

güvenilirlik = Güvenilir olma durumu

Bu açıklamalara göre bu sözcükler arasında “geçerlilik”in Felsefe’de ayrı bir anlamı olması dışında bir fark yoktur. “Yeterlik” ve “yeterlilik” çiftinde ise anlam yükü birincidedir. Yeterlilik yalnızca ‘yeterli olma’ durumudur.

atıyorum

Son dönemlerde sıkça yapılan bir yanlış. Türkçede “atmak” sözcüğü argo’da ‘bilmeden, kestirerek söylemek’ anlamındadır. Burada iki yanlış görülüyor: İlki, argo sözcük kullanmak, ikincisi bilmeden konuşmak. Hâlbuki kastedilen yalnızca örneğin demek.

akıbetin sonu

“akıbet”, “son, kötü son” demek olduğundan bu iki sözcük yan yana kullanılmamalıdır. Yani “Bu akıbetin sonu ne olacak?” demek yerine “Bunun sonu ne olacak?” demek gerekir.

Türk sanayisi

Türkçemizdeki kimi Arapça kökenli sözcüklere ekleri kullanımında tutarsızlıkların olduğu görülüyor. <mevziye/mevzisi; bayiye/bayie; mevkiye/mevkisi; sanayiye/sanayisi…> ile < mevzie/mevzii; mevkie/mevkii; sanayie/sanayi…> şekillerinden hangisi doğru acaba?

Türkçede ünsüzle biten sözcüklere /-l/ iyelik ve alofonları; ünlü ile bitenlere ise /-sı/ iyelik eki getirilmektedir. <bayi, cami, mevki, mevzi, mevzu, sanayi vd.> örnekleri kaynak dilde, Türkçemizde bulunmayan bir ünsüzle (ayın) bitmektedir. Türk fonetiğinde yeri olmayan bu ses düştüğünden dolayı ünlüyle bittiği düşünülen bu sözcüklere /-sı/, /-si/ iyelik ekleri getirilmektedir. (Belki de Türkçenin ses yapısına uymuş olan bu şekilleri tercih edilmesi gerekirdi.) Ancak İmlâ Kılavuzu’nda <Hyhercorrect> şekilleri tercih edilen bu tür sözlerin asıllarına sadık kalınarak ünsüzle bittiği düşünülmüş ve doğal olarak savunma sanayii, düşman mevzii, gazete bayii… yazılması ve söylenmesi gerektiği belirtilmiştir. 

öğretmenlik sertifikasına haiz olan

Haiz olmak, geçişli yani nesne isteyen birleşik eylemdir. <…-(y)a/-(y)e haiz olma> şeklinde yakla<şma< durumu eki (e durumu) ile kullanılması yanlıştır. Doğrusu <öğretmenlik sertifikasıNI haiz olan>dır.

düğün törenine teşrif etmenizi

<Şeref> kökünden türeyen ve <şereflendirmek, onurlandırmak> anlamlarını taşıyan teşrif adı veya teşrif etmek eylemi, aynı şekilde nesne almak zorundadır. (Nitekim aynı yapıdaki tebrik, takdir, tenkit,tehcir vb. yükleme durumu eki istemektedir.) Doğal olarak doğru şekil <Düğün töreniNİ teşrif etmenizi…>dir. Ancak uzun bir süredir bu
yanlış kullanım yaygınlaşarak doğru durumuna gelmiştir. 

en çok satan

En çok satan gazete, en çok satan dergi…<satmak>… gibi etken geçişli bir eylem nasıl olurda <satılmak> anlamı taşıyabilir?Buradaki gazete veya dergi isimlerinin yayından çok, kurum adı olduğu düşünüldüğü takdirde zorlamada olsa bir anlam ortaya çıkabilir. Her şeye karşın <satmak > eyleminin bu yeni anlamının, bir <anlam ödünçlemesi> olduğu düşünülebilir. İngilizcede <to sell> eylemini hem satmak hem de satılmak anlamlarını taşıması, bizdeki bu kullanımın da İngilizceden alınma olduğunun bir kanıtı sayılabilir.

İngilizce dilini bilen eleman aranıyor

Gazete ve dergilerde sık sık görülen ilânlardan biri bu. Dil ile ilgili ilânlardaki böylesi bir “fahiş” hata düşündürücüdür. Türkçede, -ca /-ce eşitlik durumu eki, ulus adlarına eklenerek o ulusun dilini ifade eden adlar yapar. İngilizce, Almanca vd. , İngiliz ve Alman uluslarının konuştuğu/yazdığı dili belirtir. Etnik adlara getirilen –ca / -ce ekleri dil adlarını oluşturur. Bir başka şekilde, İngiliz dili, Alman dili ifadeleri de kullanılabilir. İngilizce dili, Almanca dili doğru kullanım örnekleri değildir.

ŞOV mu, SHOW mu?

Harf devriminden önce yazım kurallarının en önemlilerinden biri de Arapça ve Farsçadan dilimize giren sözcüklerin orijinal yazılışlarının korunması idi. Örneğin Osmanlıcada <srya><mhm>, <mvfk>yazılışları sırasıyla, <süreyya>, <mühim>, <muvaffak> şeklinde okunurdu. Yabancı kökenli bu tür sözcüklerin yazılışını Türkçeye uydurmak ise, çok büyük bir yanlış olarak kabul edilirdi.Lâtin asıllı Türk alfabesinin kabulünden sonra sözcüklerin söylendiği gibi yazılması veya yazıldığı gibi okunması imlâmızın temel ilkeleri arsında yer almıştır. <television>, <exhaust> İngilizce, <televizyon>, <egzoz> Türkçedir; <hors-d’oevre>, <robe de chambre> Fransızca, <ordövr>, <robdöşambr> Türkçedir.

Öte yandan toplumun eğitim düzeyinin yükselmesi, yabancı dil öğreniminin yaygınlaşması, ister istemez Türkçenin söz varlığının yanı sıra yazımını da etkilemektedir. Özellikle teknik sözcükler Türkçeye kaynak dildeki yazılışlarıyla girmekte ve yerleşmektedir. by-pass, hi-tecknow-how, show, TV guide, video vd. pek çok örnek, yazımdaki birliği ortadan kaldırmaktadır. Büyük bir bölümü Türkçe Sözlük ’te dahi yer almayan bu sözcüklerin İmlâ Kılavuzu’ndaki yazımlarında da tam bir kural veya tutarlılık yoktur. Örneğin İngilizce <show> sözcüğü <şov> şeklindeyken yine İngilizce <by-pass>ın yazılış değiştirilmemiştir.Yabancı sözcüklerin orijinal imlâlarıyla yazılması, dilimizin sescil yazım geleneğine aykırıdır. Bu tutum, yabancı sözcüklerin dilimize girişini de kolaylaştıracaktır. 

Sayıların Yazımı

Ülkeler arasında sayıların yazımıyla ilgili iki yol vardır:

Ondalık imi olarak ‘nokta’, ayırma imi olarak ‘virgül’ kullanan ülkeler: Britanya ve ABD

Ondalık imi olarak ‘virgül’, ayırma imi olarak ‘nokta’ kullanan ülkeler: Britanya ve ABD dışında kalan ülkelerin tümü.

Türkiye hariç. Çünkü Türkiye’nin ne yaptığı belli değil. Düne kadar ondalık basamakları virgülle ayırıyorduk; bugün bu konuda da Amerikanlaştık. Oysa yerimiz ve tutumumuz belirgin olmalı. Sayın Güney Gönenç’in de dediği gibi, 13 YTL + 25 Ykr, 13,25 YTL, yani virgüllü; pi sayısı: 3,1416 diye (virgüllü) yazılmalıdır. Eğer gerekiyorsa sayıların okuma basamakları arasında nokta kullanılabilir; bu basamaklar arada boşluk bırakılarak da yazılabilir. Türkiye’nin nüfusu 61.253.546 diye yazılabileceği gibi, arada boşluk bırakarak 61 253 546 biçiminde de yazılabilir.

Aynı şekilde depremle ilgili büyüklük, şiddet sayıları 7.2 ya da 5.3 gibi değil, 7,2 ve 5,3 biçiminde yazılmalıdır. Bu konudaki başıboşluğa kesinlikle son verilmelidir.

Feyza Hepçilingirler, Yıldızların Suya Döküldüğü

teşekkür ediyorum

“Hadi et bakalım, bekliyorum.” demek geliyor insanın içinden değil mi? Teşekkür etmeden teşekkür etmiş gibi olunmuyor mu bu kullanımla?

Şimdiki zaman kipi, çok geniş kullanım alanlarına sahiptir diye, öteki kipler yerine sürekli onu kullanmak öteki kiplerin kullanım alanlarını daraltır. Türkçeyi tek kip kullanan, ilkel bir dil haline getirmek istemiyorsak buna da dikkat etmeliyiz.

“Teşekkür ederim” yerine “Teşekkür ettim.” diyenlere de var. Bunlara da, “Ne zaman? Hiç duymamışım.” demek geliyor içimden.

Feyza Hepçilingirler, Yıldızların Suya Döküldüğü

sağ kurtarılmak

“Boğaz Köprüsü’nden atlayan genç, bir balıkçı teknesi tarafından sağ kurtarıldı.” Kurtarılmak sözcüğü “sağ, canlı” anlamını da barındırdığı için bu cümledeki “sağ” sözcüğü gereksizdir. Bu bağlamda ölü olan biri sağ olarak kurtarılamaz, ancak ölü olarak bulunabilir.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

kuraklık / kuruma

“Beyşehir Gölü de kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya.” tümcesindeki “kuraklık” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “kuraklık” sözcüğü araziler, toprak parçaları ve bölgeler için kullanılır. Su birikintileri için “kuruma” sözcüğü kullanılmalıdır. “Beyşehir Gölü de kuruma tehlikesiyle karşı karşıya.”

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

tarif etmek

“Kendimi insanlara yazar olarak tarif etmiyorum.” Yemek tarif edilir, bilinmeyen bir yer tarif edilir; ancak bir insanın kişiliği tarif edilmez. Bunun yerine “tanıtmak” sözcüğü kullanılmalıdır. “Kendimi insanlara yazar olarak tanıtıyorum.”

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

maruz kalmak

“Böyle iltifatlara maruz kalmak beni çok mutlu ediyor.” “Maruz kalmak” sözü, olumsuz durumlar için kullanılır. Güzel bir duruma hiçbir zaman maruz kalınmaz. “Böyle iltifatlar duymak beni çok mutlu ediyor.”

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

mücadele oynamak

“Ünlü boksör arka arkaya oynadığı 108 mücadelede birçok madalya alır.” Burada “oynadığı” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “mücadele oynamak” diye bir kullanım yoktur. “Mücadele” sözcüğü “yapmak” ya da “etmek” sözcükleriyle birlikte kullanılır.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

manavcılık

“-cı” eki meslek ismi türeten bir ektir. “Bakırcı, saatçi, gümüşçü, demirci…” örneklerinde olduğu gibi meslek adı türetir. “Manav” sözcüğü zaten bir meslek adı olduğu için bu sözcüğe “-cı” ekini getirmeye gerek yoktur.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

kötü bir kâbus

“Kâbus” zaten “kötü rüya” anlamına geldiği için “kötü” ve “kabus” sözcüklerini bir arada kullanmaya gerek yoktur.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi

TÜRKÇE TOPLULUKLARI

Türkçede sık yapılan hatalar

Sıklıkla hatalı yazılan bazı kelimeler

 

Hatalı yazım Doğru yazım
aferim aferin
alt yazı altyazı
Ankara’lı Ankaralı
arasıra ara sıra
ardarda art arda
Atatürkçülük’ü Atatürkçülüğü
birarada bir arada
bir çok birçok
bire bir birebir
bir kaç birkaç
birşey bir şey
buda bu da
camii cami
dil bilim dilbilim
dinazor dinozor
döküman doküman
ebatlar ebat (zaten çoğul, tekili ‘ölçü’)
egzos egzoz
gurup grup
hala hâlâ
herbiri her biri
hergün her gün
herhangibir herhangi bir
herkez herkes
herşey her şey
Hıristiyanlık’ta Hıristiyanlıkta veya Hristiyanlıkta
hiç bir hiçbir
hiçkimse hiç kimse
Hatalı yazım Doğru yazım
hoşgelmek hoş gelmek
ilkönce ilk önce
inkilap inkılâp
itibariyle itibarıyla
kar kâr
kareografi koreografi
malesef maalesef
mentalite mantalite
mevzusu mevzuu
müsade müsaade
mütevazi mütevazı
nufüs nüfus
pekçok pek çok
sandöviç sandviç
şarz şarj, şarj etmek
şöför şoför
tabi tabii veya tabiî
TBMM’ne TBMM’ye
Türkçe’miz Türkçemiz
ünvan unvan
yada ya da
ve ya veya
vucüt vücut
yalnış yanlış
yanısıra yanı sıra
yanlız yalnız
yanyana yan yana
yayınlamak (basılı eserler için) yayımlamak[Not 14]
yüz ölçümü yüzölçümü[8][9]

Üzerinde otoritelerce anlaşmazlık olan bazı yazımlar

Türk Dil Kurumu Dil Derneği
diaspora diyaspora
dil bilgisi dilbilgisi
hemşehri hemşeri
Hristiyanlık veya Hıristiyanlık Hıristiyanlık
Orta Çağ Ortaçağ
Orta Doğu Ortadoğu
sekülarizm sekülerizm
Türk’üm Türküm
usül veya usûl[10] usul, -lü[11]

Kesme işaretinin (‘) hatalı kullanımı

Ana madde: Kesme işareti

Türkçede genel bir kural olarak özel isimlere getirilen çekim ekleri kesme işareti (‘) ile ayrılır: Ankara’nın, Türkiye’de, Mehmet’in vb. gibi. Bununla birlikte bu kuralın sıklıkla hatalı uygulanan bazı istisnaları vardır:

1. Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz:[12] Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Mavi Köşe Bakkaliyesinden, Gimanın, İş Bankasında.

2. Akım, çağ ve dönem adlarından sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz:Ortaçağda, Yükselme Döneminin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına.

3. Özel adlardan yapım ekleri ile türetilmiş kelimelerden sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkçede, Türkçenin, Türkleşmek, Konyalı, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Türklerin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan. Bunlar arasında en sık hatalı kullanılanlar; Türkçede, İngilizcenin gibi dillerin sonuna gelen ekler ve Ankaralı, Suriyeli gibi yerleşim birimlerinin sonuna gelen -lı ekleridir.

  • Atatürkçülük, Müslümanlık, Hristiyanlık gibi özel isimlerden yapım ekleri ile türetilmiş kelimelerin sonuna gelen ekler süreksiz sert sessizlerle (p, ç, t, k) bitiyorlarsa, söylenildiği gibi (yumuşatarak) ve kesmesiz yazılırlar:Atatürkçülüğün, Müslümanlığın, Hristiyanlığa.

4. Tekil özel isimlere gelen çoğul ekleri ve bunlardan sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz:Ahmetler, Yakup Kadriler, İngilizlerin.

“de” bağlacının ve “-de” ekinin yazılışları

Ana madde: Bağlaç

1. Bağlaç olan (dahi anlamındaki) “de” her zaman ayrı yazılır:Kızım da geldi. Yarışmalara Türkiye de katıldı. Güç de olsa bulunur. Konuşur da konuşur.

2. Bulunma hâl (durum) eki olan “-de” her zaman birleşik yazılır: Araba yolda kalmış. Bir saattir ayakta duruyorum. Ankara’da havalar çok soğukmuş.

NOT 1: De’nin ayrı yazılıp yazılmadığını kontrol etmenin en kolay yolu de’yi çıkartıp cümleyi okumaktır. Eğer cümlenin anlamı “hemen hemen” aynı kalıyorsa cümledeki de bağlaçtır ve ayrı yazılmalıdır. Eğer cümlede ciddi bir anlam bozukluğu ya da anlam değişmesi gerçekleşiyorsa hâl ekidir ve birleşik yazılmalıdır. Örneğin “Ankara’da havalar çok soğukmuş.”cümlesi, -da hâl eki çıkarıldığında devrik cümle olur. Oysaki “Kızım da geldi.” cümlesindeki de bağlacının çıkarılması anlamı “pek” değiştirmez.

NOT 2: De bağlacı konuşma dilinde bazen te veya ta olarak kullanılsa da, her zaman de veya da olarak yazılır. Aynı kural hâl eki olarak kullanılan -ta ve -te için geçerli değildir.Dolap da koltuk da orada kalsın [bağlaç]. Dolapta şeker var [hâl eki].

Sayıların yazımında yapılan bazı hatalar

1. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır iki yüz, üç yüz altmış beş.

  • Bununla birlikte, sayılardan oluşan oyun adları birleşik yazılır: Yirmibir, altmışaltı.

2. Sayılarda kesirler nokta ile değil, virgül ile ayrılır:15,2; 28,25.

3. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta konur:326.197, 49.750.812.

Diğer bazı yaygın hatalar

  • Üç nokta yerine iki nokta veya üçten çok sayıda nokta kullanılmaz.
  • Yanıtı belli olan ya da içinde gizli olan cümlelerin sonunda soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Burası gibi memleket var mı?
  • Anlamca soru cümlesi olmayan cümlelerde soru işareti kullanılmaz:Kaça aldım, şimdi hatırlamıyorum.

Yazım Kuralları ve Türkçe’nin Doğru Kullanımı

Yazım Yanlışları

Yazım Kuralları ve Türkçe’nin Doğru Kullanımı

Bir yazı ile okuyucuya mesajı doğru iletmede kaynağın önemli bir rolü ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu yüzden mesajı ileten kişi mesajını yazılı olarak iletirken bir takım yazım kurallarına uyması gereklidir. Özellikle öğrencilerin yazı yazarken yaptıkları en önemli hata, noktalama işaretlerine uymamalarıdır.

* Yazılarda noktalama işaretleri bazen hiç kullanılmamakta bazen de yerinde kullanılmamaktadır. İfadelerin doğru anlaşılması için bu kurallara özenle uyulmalıdır.

* Bir bilgisayar programı kullanılarak yazılan yazılarda ise boşluk konusuna dikkat edilmelidir. Örneğin,

Noktadan ve virgülden önce boşluk bırakılmamalıdır.

Noktadan ve virgülden sonra boşluk bırakılmalıdır. Boşluk bırakılması unutulduğunda noktanın öncesinde ve sonrasındaki sözcükler tek bir sözcük olarak algılanmaktadır. Bu da yazıların kağıt üzerindeki düzenlemesini olumsuz etkilemektedir.

Parantezler açılırken parantez öncesinde boşluk bırakılmalı, açılan parantezle metin arasında boşluk olmamalıdır. Parantezler kapatılırken parantez öncesinde boşluk olmamalı, sonrasında ise olmalıdır.

* Diğer bir hata türü yazım yanlışlarıdır. Sözcükler Türk Dil Kurumu’nun belirlediği kurallar göz önünde bulundurularak yazılmalıdır.

* Yaygın olarak yapılan bir başka hata da sözcüklerin yanlış kullanımlarıdır. Örneğin “neden olmak”, “yol açmak” ve “sağlamak” gibi sözcükler çok farklı anlamları verebiliyorken aynı anlamda kullanılmaktadırlar.

* Ayrıca bazı sözcüklerin Türkçe karşılıkları varken (genelde) farkında olunmadan yabancı karşılığı kullanılmaktadır.

Yanlış (!) Doğru (!)
hergün her gün
heryer her yer
herşey her şey
harhangibiri herhangi biri
herbiri her biri
birgün bir gün
birşey bir şey
bir çok şey birçok şey
bir kaç şey birkaç şey
hiç bir şey hiçbir şey
pekçok pek çok
pekaz pek az
arasıra ara sıra
yanısıra yanı sıra
peşisıra peşi sıra
ardısıra ardı sıra
akşam üstü akşamüstü
suç üstü suçüstü
ayak üstü ayaküstü
terketmek terk etmek
ayırdetmek ayırt etmek
farketmek fark etmek
arzetmek arz etmek
vaadetmek vaat etmek
haketmek hak etmek
muhtacolmak muhtaç olmak
şehidolmak şehit olmak
vaz geçmek vazgeçmek
baş vurma başvurmak
ön görmek öngörmek
var saymak varsaymak
ya hut yahut
ve ya veya
yada ya da
laboratuar laboratuvar
antreman antrenman
eşortman eşofman
orjinal orijinal
yalnış yanlış
yanlız yalnız
kiprik kirpik
kirbit kibrit
anbar ambar
canbaz cambaz
çenber çember
makina makine
meyva meyve
zatüre zatürree
matba matbaa
deynek değnek
süpriz sürpriz
poaça poğaça
kordalye kurdele
sandoviç sandviç
eksoz egzoz
pardesü pardösü
ayidat aidat
pilaj plaj
tazik tazyik
traş tıraş
metod metot
ara söz arasöz
ara yön arayön

Türkçe Karşılığı Varken Kullanılan Sözcükler ve Yanlış Kullanımlar

Sözcüğün anlış kullanımı Doğrusu (!) Türkçesi
çok mersi merci beaucoup Çok teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.
detay detail ayrıntı
fonksiyon function işlev
fonksiyonel functional işlevsel
avantaj advantage üstünlük
kriter criterion ölçüt
kriterler criteria ölçütler
test sınavı ??? çoktan seçmeli sınav
layt (light) light hafif
fest fud fast food hazır yiyecek
hard disk hard disc sabit disk
imeyıl (e-mail) e-mail e-posta, elmek
meyil (mail) mail e-posta mesajı, ileti
meyil çekmek sending a mail e-posta mesajı yollamak
maus mouse) mause fare
ran etmek (run etmek) running çalıştırmak
tekrardan ??? tekrar veya yeniden

Asıl sorun Türkçeyi doğru konuşabilmekte!…

Sözcüğün yanlış kullanımı Türkçesi
start almak 

center

relax olmak

e-mail

komunikasyon

cv

okey

trend

spontane

link

exit

check etmek

feedback

full-time

koordinasyon

absurt

adapte olmak

laptop

provoke etmek

jenerasyon

objektif

deklare etmek

star

perspektif

entegre olmak

nick name

partner

okeylemek

antipatik

mantalite

illegal

timing

catering

departman

revize etmek

global

sempatik

security

printer

elimine etmek

izolasyon

data

prezantasyon

finish

download etmek

monoton

konsensus

full

emergency

ambiyans

versiyon

ekstra

imitasyon

optimist

save etmek

adisyon

print out

anons etmek

bodyguard

dokuman

dizayn

analiz

online

kriter

part-time

pesimist

slayt

empoze etmek

driver

bye bye

başlamak 

merkez

rahatlamak

e-posta

iletişim

özgeçmiş

tamam

eğilim

kendiliğinden

bağlantı

çıkış

kontrol etmek

geribildirim

tam gün

eşgüdüm

saçma

uyum sağlamak

diz üstu bilgisayar

kışkırtmak

nesil, kuşak

nesnel, tarafsız

bildirmek

yıldız

bakış açısı

bütünleşmek

takma ad

onaylamak

sevimsiz, itici

anlayış, zihniyet

yasadışı

zamanlama

yemek hizmeti

bölüm

yenilemek

küresel

sevimli, cana yakın

güvenlik

yazıcı

elemek

yalıtım

veri

sunum

bitiş, varış

indirmek

tekdüze

uzlaşma

tam, dolu

acil

hava, ortam

sürüm, uyarlama

fazladan

taklit

iyimser

kaydetmek

hesap fişi

çıktı

duyurmak

koruma

belge

tasarım

çözümleme

çevrim-içi

ölçüt

yarı zamanlı

karamsar

yansı

dayatmak

sürücü

hoşça kal

Hazırlayan: Dr.S.Sadi SEFEROĞLU

Katkı Sunan: Muharrem AYICI

Kaynak: http://www.dilimdilim.com/icerik/yazim_yanlislari.htm

Türkçemizde En Çok Kullanılan Yabancı Sözcüklerin Türkçe Karşılıkları

A
Abes : 
Anlamsız, saçma
Abluka :
 Kuşatma, çevirge
Abone : Sürdürümcü
Absürt : Saçma, usdışı
Adapte : Uyum
Adi : Bayağı, sıradan
Adisyon : Hesap
Agresif : Saldırgan
Ahize : Almaç
Aidat : Ödenti
Air bag : Hava yastığı
Ajanda : Andaç
Aksiyon : Eylem, edim
Aktif : Etkin
Aktivite : Etkinlik
Aktüel : Güncel
Aleyhtar : Karşıtçı, karşı görüşlü
Alfabe : Abece
Alternatif : Seçenek
Amatör : Özengen, deneyimsiz
Ambargo : Engelleyim
Ambiyans : Hava
Amblem : Belirtke
Ambulans : Cankurtaran
Ampermetre : Akımölçer
Analitik : Çözümleyici
Analiz : Çözümleme
Anarşi : Başsızlık, kargaşa
Anatomi : Gövdebilim
Anekdot : Öykü
Angarya : Yüklenti
Animasyon : Canlandırma
Anons : Duyuru
Anket : Sormaca
Anons : Sesli duyuru
Ansiklopedi : Bilgilik
Antetli : Başlıklı
Antipatik : Sevimsiz
Antifiriz : Donma önleyici
Antreman : Alıştırma, çalışım
Antrenör : Çalıştırıcı
Argüman : Donatı, kanıt, dayanak
Arkeoloji : Kazıbilim
Aroma : Hoş koku
Arşiv : Belgelik
Artist : Sanatçı, oyuncu
Asayiş : Düzenlilik, güvenlik
Asistan : Yardımcı
Asparagas : Uydurma
Astronomi : Gökbilim
Ateizm : Tanrıtanımazlık
Atıf : 1-Yöneltme 2-İlişkili bulma 3-Gönderme
Atmosfer : Havayuvarı
Atom : Ögecik
Atölye : İşlik
Avans: Öndelik

B
Bahir : Deniz
Baht : Yazgı, kader
Bakiye : Kalan
Bandaj : Sargı
Banliyo : Çevre, yörekent
Bariyer : Engel
Bariz : Belirgin, açık
Bariyer : Engebe
Beraat : Aklanma
Best-seller : Çok satan
Bilboard : Duyuru tahtası
Bilhassa : Özellikle
Biyografi : Öz geçmiş
Bizzat : Kendisi
Blöf : Kandırmaca
Bodyguard : Koruma
Bone : Başlık
Bonkör : Eliaçık
Botanik : Bitkibilim
Boykot : Direniş
Branş : Dal, kol
Brifing : Bilgilendirme, Sunu
Brüt : Kesintisiz
Buldozer : Yoldüzler
Burjuva : Kentsoylu
Burjuvazi : Kentsoyluluk
Buton : Düğme

C
Camia :
 Topluluk
Cari : Yürürlükte olan
Catering : Yemek hizmeti
Celse : Oturum
Cengaver : Savaşçı
Center : Merkez
Cenup : Güney
Cereyen : Akım
Cetvel : Çizelge, düzçizer
Cevap : Yanıt, karşılık
Check up : Tümtanı
Cihaz : Aygıt

D
Dahil : İç, içsel
Darbımesel : Atasözü
Darphane : Para basımevi
Data : Veri
Debriyaj : Kavrama
Defans(if) : Savunma, savunmalı
Deforme : Şekli bozulmuş
Defroster : Buz çözer
Deklarasyon : Bildiri, açıklama
Demo : Tanıtım
Demonstrayon : Gösteri
Departman : Bölüm
Despot : Buyurgan
Direktör : Yönetmen
Dizayn : Tasarım
Done : Veri
Download : Yüklemek
Driver : Sürücü
Dubleks : İki katlı

E
Edebi : Sonsuz
Ebeveyn : Ana baba
Ecnebi : Yabancı
Edat : İlgeç
Edip : Yazar
Editör : Yayımcı
Egoist : Bencil
Egzersiz : Alıştırma
Ego : Ben
Ekstra : Fazla, fazladan
Elastik : Esnek
Enformasyon : Danışma
Entegre : Bütünleşik
Entern : Yetişici
Eskiz : Taslak
Exit : Çıkış

F
Faal : Çalışkan, etkin
Fahri : Onursal
Fail : Yapan, eden
Faiz : Getiri
Faktör :
 Etken
Final : Son
Fanatizm : Bağnızlık
Fasıl : Bölüm
Federal : Birleşik
Finish : Bitiş, varış
Full : Tam
Full Time : Tam gün
Fullemek : Doldurmak

G

Garp : Batı
Gıyabi : Yokken
Global : Küresel
Grafik : Çizge, çizenek
Gramer : Dilbilgisi
Grev : İşbırakımı
Gurup : Gün batımı
Güruh : Toplaşım, kalabalık
Güya : Sanki, sözde

H
Hakiki : Gerçek
Handikap : 
EngelHarcırah : Yolluk
Hard Disc : Ana Bellek
Harfiyen : 
Değiştirmeksizin
Hasıl : 
Ürün, verim
Hayalperest : 
Düşkurucu
Haysiyet : 
Onur, saygınlık
Hazar : 
BarışHit : Gözde

İ
İmtiyaz : Ayrıcalık
İskonto : İndirim
İzolasyon : Yalıtım

J
Jaluzi : Şerit perde
Jenerasyon :
 Soy, kuşak
Jeneratör : Üreteç
Jenerik : Tanıtımık
Jenosit : Soy kırım
Jeofizik : Yer fiziği
Jeolog : Yerbilimci
Jeoloji : Yerbilim

K

Kabine : Bakanlar kurulu
Kabotaj: Gemi işletimi
Kadastro :
 Yeryazım
Kadir: Değer
Kaide: Değer
Kainat: Evren
Kalibraj: Ayarlama
Kalite : Nitelik
Kamer: Ay
Kamera: Alıcı
Kampüs : Yerleşke
Karambol : Karışıklık
Kartel : Tekel
Komite : Kurul
Kompetan : Uzman
Komplike : Karışık, dolaşık
Komünikasyon : İletişim
Konfeksiyon : Hazır giyim
Konferans : Konuşma, toplantı
Kongre : Kurultay
Konsept : Kavram
Konsültasyon : Danışım
Kozmik : Evrensel

L
Laboratuvar: Beklemelik
Lağvetmek: Kaldırmak
Laptop: Dizüstü bilgisayar
Limit: Sınır, uç
Literatür: Yazın
Loder: Yükler
Lojman: Kurum konutu

M
Mamafi : Bununla birlikte
Mecmua : Dergi
Mega : Çok büyük
Mesaj : Bildiri, ileti
Metot : Yöntem
Metropol : Ana kent
Minimum : En az
Misyon : Özel görev
Modern : Çağdaş
Modernize etmek : Yenilemek
Montaj : Kurgu

N
Naçizane : Önemsiz, değersiz
Nadide : 
Görülmemiş, az görülen
Nafaka : 
Geçimlilik
Nafile : 
Boşuna
Nağme : 
Ezgi
Nahiye : 
Bölge, bucak
Nahoş : 
Tatsız, kötü, yakışıksız
Nakden : 
Para olarak
Nasihat : 
Öğüt
Nezaket : İncelik

O
Obje: Nesne
Ofansif : 
Atak
Offline : Çevrimdışı
Ofis : İşyeri
Ofset : Düzbaskı
Okey(lemek) : Onay, onaylamak
Oley : Yaşa!
Online : Çevrimiçi
Optima : En uygun
Optimist : İyimser
Ordövr : Ön yemek
Organizasyon : Düzen, düzenleme
Orijinal : Özgün
Otistik : İçe kapanık
Otokritik : Özeleştiri

P
Paradigma : Değerler dizisi
Parafe etmek : İmcelemek
Part time : Yarım gün
Plaza : İş merkezi
Provokasyon : Kışkırtmak
Provokatör : Kışkırtıcı
Prömiyer : İlk oyun, açılış

R
Radyasyon : Işıma, ışınım
Rakım : 
Yükseklik, yükselti
Rakip : 
Yarışmacı
Rampa : 
Yokuş
Randevu : 
Buluşma
Randıman : Verim
Rapor: 
Yazanak
Rasat :
 Gözlem
Rastgele : Gelişigüzel
Realite : Gerçek, gerçeklik
Reflektör : Yansıtıcı
Reyting : İzlenme oranı
Rezervasyon : Yer ayırtma
Roof : Çatı

S

Sabotaj : Kundaklama
Sansür : 
Sıkıdenetim
Sauna : 
Buhar banyosu
Sav : 
Tez
Seans : 
Oturum, kez, süre
Sekreter : 
Yazman
Sembol: 
Simge
Sembolik : 
Simgesel
Seminer : 
Topluçalışım
Sempati : 
Cana yakınlık
Sempatik :
 Sevimli, cana yakın
Sempatizan : Duygudaş
Senkron : Eşzaman
Sentez : Bireşim
Server : Sunucu
Sezon : Sürem
Show-Şov : Gösteri
Showman : Gösteri adamı
Simültane : Eşzamanlı
Sirkülasyon : Dolaşım
Sistem : Dizge
Skandal : Utanca
Skor : Sonuç
Skor board : Sonuç tahtası
Slayt : Saydam, yansı
Slogan : Savsöz
Software : Yazılım
Solaryum : Güneşletici
Sorti : Çıkış
Sosyal : Toplumsal
Sosyalist : Toplumcu
Sosyolog : Toplum bilimci
Sömestr : Yarıyıl, dönem
Spesifik : Özgül
Spesiyal : Özel
Spiker : Sunucu
Sponsor : Destekleyici
Staj : Uygulamalı öğrenim, yetişim
Star : Yıldız
Start : Başlangıç
Start Almak : Başlamak
Stil : Biçem
Stok : Yığım
Stres : Gerilim
Süper : Üstün, en büyük
Sürpriz : Şaşırtı


Ş

Şantaj : Göz korkurtma
Sark : 
Doğu
Şekil : 
Biçim, tutum
Şerh : 
Açma, ayırma
Şofben : 
Su ısıtıcısı
Şoför : 
Sürücü
Şok olmak :
 Çok şaşırmak
Şov : Gösteri
Şovrum : Sergi evi
Şube : Dal, kol

T
Taahhüt :
 Üstlenme
Tahkim : 
Pekiştirme
Tahlil : 
Çözümleme
Tahliye : 
Salıverme
Taklit : Öykünme
Tali : 
İkincil
Talk şov : 
Söz gösterisi
Tansiyon : 
Kan basıncı, gerilim
Tasarruf : 
Biriktirme, artırım
Tatil : 
Dinlence
Taviz : 
Ödün
Tazminat : 
Ödence
Tebliğ : 
Bildiri
Tedavül : 
Geçerlik, sürüm
Tekabül etmek : 
Karşılamak
Teknik : 
Yol, yöntem
Tekzip : 
Yalanlama
Temyiz : 
Ayırt etme
Teorem : 
Önerme
Teori : 
Kuram
Teorik : 
Kuramsal
Terapi : 
İyileştirme
Tercüme : 
Çevirme, çeviri
Termometre : 
Sıcaklık ölçer
Terör : 
Yıldırı
Tesir : 
Etki
Tesisat : 
Kurum, kuruluş
Test : 
Sınama
Tez : 
Sav
Tezat : 
Çelişki, karşıtlık
Tiraj : 
Baskı sayısı
Torpil : 
Kayırma
Totaliter : 
Baskıcı, bütüncülTrafik : Gidiş-geliş
Trajedi : 
Ağlatı
Transparan : 
SaydamTrend : Yönelme, eğilim
Turizm : Gezim
Tümör : Ur
Türbülans : 
Ters akıntı


U
Ufuk : 
Çevren
Uhde : 
Görev, sorumluluk
Ultrasonik : 
Sesüstü
Uzuv : 
Örgen
Ultraviyole : 
Morötesi

Ü
Ümitvar : Umutlu
Ümmi : 
Okur yazar olmayan
Ünite : Birim
Üniversel : Evrensel
Üniversite :
 Evrenkent, bilimtay
Üstüvane : Silindir
Üryan : Çıplak, yalın
Ütopik : Hayali, düşsel
Ütopya : Hayal, hayal ülke


V
Vazo : Çiçeklik
Versiyon : Sürüm
Vesaire : Ve benzeri
Vesait : Araçlar
Vestiyer : Askıyeri, askılık
Video : İzlemece
Vitrin : Sergen, sergilik
Viyadük : Aşıt, kuruköprü
Vize : Görüldü
Vizyon : Ufuk, ileri görüş
Vuslat : Kavuşma
Vuzuh : Açıklık, aydınlık

Y

Yakamoz : Parıltı
Yeknesak : Tekdüze
Yekûn : Toplam
Yevmiye : Gündelik

Z
Zaaf :Güçsüzlük, düşkünlük
Zabıt :
 Tutanak
Zamir : Adıl
Zevat : Kişiler
Ziraat : Tarım
Zirve : Doruk

Türkçenin Düzgün Kullanımı ve Korunması

Geçmiş yıllara bakıldığında kullanılan Türkçe’nin zaman içinde nasıl değiştiğini fark etmemek mümkün mü?

1930’lu yıllarda konuşulan Türkçe ile 1970’li yıllarda konuşulan Türkçe birbirinden çok farklı. 2000 li yıllarda ise dilin artık iyiden iyiye yabancılaştığı acı bir gerçek.

Hal böyle olunca 45–50 senelik bir yazarın ilk kitabıyla son kitabı arasındaki farkı tahmin etmek hiç de zor değil. Ya da eski bir filmi izlerken duyduğumuz Türkçe’nin geçen zaman içinde nasıl değiştiğini farketmemek.. Yadırgadığımız o Türkçe’nin aslında Öz Türkçe’miz olduğunu düşündüğümüzde hafiften dudak bükeriz. Bazen hayıflanır, bazen de gülüp geçeriz öz Türkçe kelimeleri o ilk okuduğumuz ya da duyduğumuz zaman.

Türkçenin ya da genel anlamda Dil’in bu denli değişmesinin sebebi nedir?

Konunun burasına gelmeden önce Türk Dil Kurumu’nun bu manada Dil’in tanımını nasıl yaptığına bakalım

1-) İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban
2-) Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
3-) Belli mesleklere özgü dil: Örneğin; Hukuk dili

TDK’nun sözlüğünde farklı tanımlar da var. Fakat konuyla ilgili önem arz edenler bunlar. Bu kısa tanımların ardından Türkçe’nin bozulan yapısı ve ne denli yabancılaştığına gelelim.

Dili güzel ve düzgün kullanmak sadece gramer ve diksiyondan ibaret değil. Dil bilmek ve düzgün kullanmak o dilin edebiyatını, kültürel kimliğini bilmekten geçer.

Bir ulusu ayakta tutan milli değerleridir. Bunların başında da dil gelir.

Dil yaşayan bir olgudur. Tıpkı insan gibi….

İnsanoğlu yaşamsal faaliyetini devam ettirebilmek için nasıl her şeyden önce beslenmeye ihtiyaç duyuyorsa. Dilde böyledir. Devamını sağlayabilmek için beslenmesi gerekir.

Dil, sahip olduğu kültürle, bilimle, sanatla, dünya üzerine yerleşmiş bütün ilimlerle beslenir. Neticede tüm bu öğeler zaman içinde her daim kendini yenileyen, gücünü ve desteğini birbirinden alan ve birbirine bağımlı kavramlardır.

Zincirin halkaları gibi. Halkalardan biri koptuğunda zincir özelliğini kaybetmez, fakat anlamını yitirir. Eskisi gibi işinize yaramayacaktır. Demek ki bütünlüğünün sağlanması için korunmaya ihtiyacı vardır. Korumak, etrafını zırhla örmek değildir. Korumak beslenmesine engel olmak, gelişmesini duraklatmak değildir. Korumak sahip çıkmaktır. Kabullenmektir.

Türkçenin öz varlığını koruyacağım düşüncesiyle, yalınlaştırmak dilin beslenmesine engel olmaktır.

Yani bilimin ve sanatın her kolu anbean kendini besleyerek yenilerken, beraberinde başlıca açıklayıcı ve ifade edici unsur olan dili de besler. Bu da dil’in zaman içinde değişime uğramasına neden olur.

Peki, bu değişimin ölçüsü ne olmalı? Ya da bir sınırlama getirilmeli mi?

Lisanda süregelen bu yabancılaşma yüzyıllardır dünya üzerindeki birçok dilde söz konusu. Yani birçok dil birbiriyle iletişim halindedir.

Türkçe’de de durum aynı. Bu gün Öz Türkçe olarak bilinen kelimelerin büyük bir çoğunluğu sanıldığının aksine, Arapça Farsça ve Fransızca kökenli kelimelerdir.

Selçuklular döneminde, ana dil Farsça olarak ilan edilmiş ve özellikle devlet işlerinde tamamıyla Farsça kullanılmıştır. Farsça’nın anadil olarak tam manasıyla kullanımı , Selçuklu devletinin yıkılmasıyla son bulmuştur. Bugün hala kullandığımız Türkçe içinde Farsça kelimelerin olması o dönemden kalmıştır.

Demek ki asırlar sonra dahi dil sürekliliğini koruyabiliyor. Buradan yola çıkarak Türkçe’deki yabancılaşmanın zamanla dili tamamen ortadan kaldırdığı, yok ettiği hakkında fikirlerin ileri sürülmesi tamamen yersizdir.

Türkiye’nin resmi dili Türkçe’dir.

Farsça örneğindeki gibi ulusun tamamen ortadan kalkması dahi Türkçe’nin tamamen yok olmasına sebep olamaz.

Dil’de önemli olan, konuşulan ya da okunan ile hedefte var olanı hissettirebilmektir. Dili, toplumsal fenomenler amaç, bilimsel fenomenler ise araç olarak kullanılır.

Eğer dil besleyici kaynağını farklı kültürlerin dilinden almaya başlarsa, kendisiyle birlikte kültürünü de değiştirir.

Dil’in yaşayan bir olgu olarak farklı karinelerden beslenerek değişime uğraması normaldir. Önemli olan bunun yönünü tayin edebilmek. Dışa değil içe, öze doğru yönlendirmektir. Bu noktada önemli olan değişimin müspet yönde olmasıdır.

Türkçe’nin yabancılaşması adına, sıfırdan hızla uzaklaşan negatif yönü, popüler kültürün bir eseridir.

Türkçe, canlı tutmaya çalışırken öldüren, güzelleştirmeye çalışırken çirkinleştiren, modernize edeyim derken postmodernliği arattıran bir kalıba sokulmuştur.

Türkçe’nin bu denli bozulmasındaki ana sebeplerden bir diğeri, sözlü ya da yazılı ifadelerde, anlatımın kelimelerde değil fikirlerde gizli olduğunun bilincine varılamamış olmasıdır.

Kelimeler sadece araçtır.

Düşünce tarzının ne denli dar oluşu, bakış açısının sınırlandırılması, bilgi, beceri ve deneyim eksikliğinin sebebi, gelişmeyen kültürel yapıda, bilgi dağarcığında, ufkun ne denli alçakta oluşunda aranmamış, bütün bu eksikler kelimelerle kamufle edilmeye çalışılmıştır.

Değişim kelimelerle olmaz.

Değişim beyinlerde olur. Kelimeler sadece araçtır.

Türkçe’nin korunmasında ve düzgün kullanılmasında kelimelerin ayırt edici özelliği, kelime dağarcığının geniş tutulmasında yatar. Yani birkaç kelime de değil, yüzlerce kelime de.

Başta araç olarak belirttiğimiz kelimelerin kullanımdaki çeşitliliği, ifade ve anlatım gücünün önünü açar. Yani kelime hazinesinin genişliği kişideki düşünce ve his dünyasının ne kadar geniş olduğunu ifade eder.

Kullanılan kelimelerin çokluğuyla kişi fikirlerini daha kolay beyan eder. Kelimelerin kılıçtan keskin tesiri düşüncelerle birlikte, sevgiyi, nefreti, acıyı, vicdanı, korkuyu, heyecanı da bir ayna misali karşı tarafa yansıtır. Saatlerce yapılan konuşmanın karşılığında kullanılan bir kelime ifade gücünün anlatımdaki ustalığı gün yüzüne çıkartır. Önemli olan alt yapıya sahip olmaktır.

Dilin kullanılmasın da, alt yapıyı sınırlı sayıdaki kelime hazinesi değil, Kültürel geçmişin farkındalığı, bilgi ve beceri oluşturur.

Burada vücut dili, diksiyon, üslup gibi dili besleyen ek karinelerden bahsetmiyorum. Çünkü Lisanı en iyi kullanmada asıl araç kelimelerdir. Kelimelerin inanılmaz büyüsü ise kelime dağarcığının çokluğunda yatar.

Kelime hazinesinin çokluğunu, Türkçe’nin düzgün kullanımındaki telakkisi ile bağdaştıran, bilgi birikimi, fikirler ve düşünce tarzıdır.

Türkçe’nin düzgün kullanımı ve korunması ile ilgili bu güne kadar birçok fikir beyan edildi. Her dile gelen beyanattaki ortak nokta Türkçe’ye sonradan girmiş olan yabancı kelimelere yer vermemek, onların yerine Türkçe karşılıklarını kullanmaktı.

Gelinen bu noktada “nasıl gerçekleştirebiliriz?” sorusu gün yüzüne çıkıyor.

Okuma alışkanlığının yanında kitle iletişim araçlarının da faydalı bir şekilde kullanılması çözüm olabilir. Televizyon kanallarında, radyolarda, günlük gazete ve dergilerde bu konuda yapılması gerekenlerin benimsenip uygulanması gerekir. Bilimsel içerikli kitap ve yayınlar dışında Yazarlarımız, aydınlarımız ve bilim adamlarına da büyük görevler düşüyor. Aslında ‘görev’ olarak nitelendirilmesi yanlış, fakat her entelektüelin, ‘yaşam biçimi’ haline getirmesini gerektirecek kadar önemli bir konu.

Kitle iletişim araçlarında ise düzenleyici yasalar çıkartılabilinir. Ya da mevcut olanları tekrar gözden geçirilmeli.

Türk Dil Kurumu bu konuda; ilkini 1995 yılında, ikincisini ise 1998’de çıkardığı “Yabancı Kelimelere Karşılıklar” isimli kitabı önemli bir kaynaktır. Fakat birçok kişi bu eserden haberdar değil. Bu tür kitapların yaygınlaştırılması, ilk ve orta dereceli okullarda okutulması zorunlu bir kitap olarak yasalaştırılmalıdır. Özellikle bu konuda eğer bir yapılandırma/yenileme süreci başlatılacaksa, bunun temel eğitimin ilk basamaklarından başlanılması, benimsetilmesi açısından da eğitim süresince devamlılığı sağlanmalıdır.

Neden mi?

Türkçe’deki bu yabancılaşma gündelik hayattın içine hızla kaymaya devam ediyor. Neticede; yetişmekte olan genç nesil ana diline karşı ön yargılı davranıyor. Öz Türkçe’nin varlığından bihaber yetişip, kullanılan yabancılaşmış Türkçe’yi gerçek öz Türkçe olarak benimsiyor.

Yabancı sözcüklerin Türkçe’nin içine girip yerleşmesi, Türkçe’nin kısırlaşmasına sebep oluyor.

Türkçe’deki kısırlaşma, dilin kendi öz varlığını koruyarak gelişmesine engel olur.

Eski Türkçe diye adlandırılan öz Türkçe’mizin zamana karşı silinmeye yüz tutmuş izleri, beraberinde bir kültür mozaiğini de yok etmektedir.

Bu kültürel değişim Türk edebiyatına da yansımış durumda. Osmanlıdan günümüze her dönem farklı bir akımla adlandırılan Türk edebiyatı, son yıllarda kimliğini yitirmeye başlamıştır.

Edebiyattaki kimlik arayışı, kültürden ve dilden uzak olarak kişiselleştirilmiştir.

Kültür mozaiği denilen olgunun içine aldığı kavramlar bir bütün olarak işlenmeli. Geçmişi yok etme pahasına yeni bir Türkçe arayışı engellenmelidir. Durumun arayıştan ziyade bir yaşayış biçimine dönüşmesi Türkçe’de kapanması zor yarlar açar.

Konuyla ilgili geçmişte Meclis Araştırma komisyon kurulsa da yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır. Bu gün Türkçe’nin içine düştüğü açmazdan Dil bilimcilerinin ve Türkologların inceleme ve araştırmaları ışığında alacağı ve kesin sonuca ulaştıracak formüllerin bulunması gerekiyor.

Öz Türkçe’nin korunmasında formüle edilecek teknik dönüşüm onların sayesinde atlatılabilinir. Fakat Türkçe’nin düzgün kullanımı ve korunmasını gelecek tarihlere taşıyacak olan Türk edebiyatçılarıdır.

Türk dili, Tanzimat’tan bu güne her edebiyat döneminde farklılıklar göstermiştir. Türkçe’nin kullanımında özün korunması adına yapılan çalışmalar ve söylemler edebiyat tarihimiz kadar eskidir.

“Servet-i fünun döneminde, yazarların batı edebiyatı ve dilini örnek alınarak geliştirdikleri edebiyat, adını aldığı dergide “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalenin yayınlanması ile dönemini kapatmıştı. Makale o dönemde siyasal yönden tahripkâr bulunsa da “Türkçe’nin kullanımında özün korunması” adına yapılan çıkışlara eski bir örnektir.

Bu demektir ki Türkçe; asıl edebiyatçılarımızın kaleminde hayat bulur. Adeta Yeniden doğar. Özverili yaklaşımlarıyla, aslını ve kültürünü koruyacak olan onlardır.

Kelimeler…. Kimi kalemlerde mistikleşir…. Kimilerinde ise asidir.

Kimi kalemlerde uysal… Kimi kalemlerde inatçıdır, dediğim dedik tarzında taviz vermez üsluplar.

Kimisinde hep bir açık kapı bulursunuz, tartışmaya, eleştirilmeye amade.

Kimi kalemlerde romantizm başroldedir, cesur ve pervasız.

Kimi kalemler vardır ki asla kopamaz kendi nostaljisinden, dört duvara mahkûm.

Her ne şekilde olursa olsun bu görev işin ehli olan kişilere emanet edilmeli.

Yasalarla, yasaklarla değil, kültürel açılımlarla beyinlere ve yüreklere kazınarak işlenmeli…

Yıllar sonra Türkçe kendi öz kimliğine geri dönmeyi başarırsa bu gün Türkçe’de yaşadığımız bu yabancılaşma belki de farklı bir akım olarak edebiyat tarihindeki yerini alacaktır.